la Liberdade

0 yorum

şiir

metrobüste ıslak teyze kokusuydu karın ağrım
ve en zayıf kızların bile göbeği vardı
lömp lömp diye sesler çıkarıyordu insanlar
sporsuzluktan, sporsuzluktan
kime baksam sendin
ama ben daha çok önüme bakıyordum
türbanların o psikedelik desenlerinde çünkü
migrenim azıyordu, ah o migrenim
ve orhan pamuk’un kesin direktifleriyle 
herkes sürekli hüzünlü olmak zorundaydı
ingilizceye çevirsen çeviremezsin, öyle özel bir hüzün
sevgilinin sadece başkaları yavşayınca kıymete binmesi
ya da 1 ocak günü yanlış menemeni ısmarlamak gibi yani
veyahut da istanbul’un
doğu ile batıyı birleştiren bir köprü olması gibi adeta

Nigâr Hacızade

http://umnica.tumblr.com/post/330547452/siir

1 yorum

neden takip ediyor bu insanlar beni. neden ben onları takip ediyorum. kim bu insanlar. ben kimim.

0 yorum

Hayâl Meyâl Hatırladım

     Kafeden çıktıktan sonra ara sokaklardan geçip ana caddenin karşı kaldırımlarında başı öne eğik yürümeye başlıyor. Acaba doğru mu yaptım başa öne eğikliği bu. Acaba doğru mu yaptım diye düşünüyor sanırım, çünkü az önce çok sevdiğini söylediği bir erkekten ayrıldı. Kafede ayrılmak istiyorum dediğinde mücadele etmedim. Neden demedim. Öküzüm sanki biraz. Sanki bu sonu bekliyor gibiydim. Ve şimdi utanmadan yolun karşı kaldırımındaki o cennet parçasını takip ediyorum “gizli gizli”. Gizliymiş. Aramızdan koca bir yük kamyonu geçiyor. Ben Atatürk püstünün arkasında kalıyorum. Caddenin ortasında Atatürk püstü ne arıyorsa. Karşı kaldırımlarda adımlara devam etmesini bekliyorum. Bekliyorum bekliyorum yok. Kafamı püstün önünden uzatıyorum, kimse yok. Acaba korktuğum mu oldu deyip arkamı dönüyorum ve O. Öyle güzel gülümsüyor, öyle güzel gülümsüyor ki… Sanki aramızda hiç kötü bir şey yaşanmamış gibi. Her şeyi unutturur bu gülümseme. Tanımlamaya çalışmak bile hadsizlik. Elmacık kemikleri al al olmuş. Dişleri görünmüyor ama ağzı kulaklarına değecek. Evet evet verilen çok büyük bir kararın gülümsemesi bu. Yüz kaslarını bırakıp gözlerinin içine bakıyorum. Çünkü asıl gözler söyleyecek gülüp gülmediğini. Ve evet bu gözler var ya bu gözler. Baharın gelişini müjdeleyen çiçekler gibi gülüyorlar. Toprağı yarmış olmanın gururuyla ışıl ışıllar. Onu gizlice takip ettiğim açığa çıktı. Utanmam gerek ama bende de meczup bir gülümseme alıyor başını…
    “Ö-özür dilerim„, ben de tam dönüyordum.” diye bir yalan sıkıyorum. Yanından geçip hızla geldiğim yöne doğru yürümeye başlıyorum. Bir yandan da Allah’ım ne yapıyorum ben bu gülümseme bırakılır mı diyorum. Kendimce bir ceza veriyorum belki ona. “Sen beni bıraktın, şimdi ben seni bırakacağım!!!” gibi mesela. Hızla yürümeye devam ediyorum, meğer yolun ortasındaymışım. Kafam öne eğik ya, görmüyorum. Telaşlı bir korna sesiyle başımı kaldırıyorum ve karşıdan gelen otobüsün camında o cennet güzelliğinin yansımasını görüyorum. Ona bu kadar hayran olduğumu bilse beni bir kul olarak görmeye başlar belki. Çaktırmıyorum. Otobüs kornasını çalarken “Agaaaah!” diye bir ses gelmişti. Hayal ürünüm sanmıştım ama O’ymuş demek ki. Otobüs geçip gitti. Sonra bir kez daha bu sefer bağırmadan “Agah.” diyor. Bu sefer kaçamam, durmak zorundayım. Arkamı dönüyorum. O şahane gülümsemesinden bir eksilme olmamış. Nereye kaçıyorsun çocuk, bakışı katılmış bir de gözlerine. Beni bırakıp nereye gittiğini sanıyorsun der gibi. Ben de “Ne yani?” der gibi bir bakış atıyorum ona. Bunca olandan sonra tekrar beraber olma ihtimalimiz var mıydı ki. Yolun kenarına çekiyor beni. İtiraz etmiyorum. Sadece sorgulayan gözlerle bakıyorum. Emin olmaya çalışıyorum sanırım. Bu kız beni bir daha bırakır mı acaba diye emin olmaya çalışıyorum gözlerini okuyarak. “Bitanemsin” diyor. O ses, kalbimi kendi içinde patlatacak sanki. Doğru ya, bir tanesiyim. O da benim bir tanem. Başkası olmaz, olamaz. Hani filmlerde olur ya, caddenin ortasında dudaklarına yapışasım geliyor. Ben de kararımı verdim, hadi geri dönelim dudağa yapışması bu. Ama olmaz. Müslümanız. Başörtüsü var. Sarılıyorum. Bu bile yanlış, hatırlatmayın şimdi. Sımsıkı sarılıyorum. Bir daha hiç bırakmayacasına sarılıyorum. Uzaklardan bir mağazada “Nikahına beni çağır sevgilim” çalıyor. Yanlış. İçimden ona “Cenazene bile çağıracaksın beni” diyorum. Bu sevda bitmez çünkü. Bitmeyecek. İkimizin de sırtında çantalar var. Malum öğrenciyiz. Ben de onun kulağına “Bitanemsin” diye fısıldıyorum. Ağlamaklı mı oldum. Hayır hayır cenazede değiliz ya; erkekler ağlamaz. Gerçekten o benim bir tanem. Başka yok. Olamaz.
      Ve bitti her kötü şey. Çünkü artık ne olursa olsun ondan ayrılmamaya karar veriyorum o sarılış esnasında. Kollarımızı ayırıyoruz. Gözünden birkaç damla yaş gelmiş. Elimle siliyorum ve evet belki “Seni seviyorum” diyorum. Utanmasız ben. Başını omzuma yaslayıp hafif hafif ağlamaya devam ediyor. Mutluluktan ağlayanı çok duymuştum ama ilk kez gözlerimle filme çekiyorum. Beraber yürüyoruz. Birbirimize bir daha hiç ayrılmayacağımıza söz veriyoruz. Onu bilmem, ben bir daha bırakmayacağım zaten. Geçen sefer ki gibi ayrılmak istediğinde “Peki” deyip başımı öne eğmeyeceğim. O kadar aptal olmayacağım. Seviyorum bu kızı. O benim bir tanem. Etimde şirpençe çıkar ya belki, ya da cinnet basar beni, o benim olmalı o yüzden. Neyse… Artık beraberiz. Önemli olan da bu. Gözlerindeki ışıltı sönmüş mü acaba diye kontrol ediyorum. Göz bebeklerinde yeni doğmuş bebekler güller açıyor. Evet evet… Bu kız benim. Bu benim kızım. Her ne kadar hak etmesem de.

2 yorum

petedunhamm:

Channel 10’s scoreboard on the Gaza hostilities. “Well, here’s the score from this weekend’s game, as Israel’s Channel 10 sees it (I’d like to point out that their “score” includes children, as well).”

Bir İsrail tv’sinin Gazze saldırısı sırasında tuttuğu çetele: “25 gazzeli öldü, 0 israilli”

petedunhamm:

Channel 10’s scoreboard on the Gaza hostilities. “Well, here’s the score from this weekend’s game, as Israel’s Channel 10 sees it (I’d like to point out that their “score” includes children, as well).”


Bir İsrail tv’sinin Gazze saldırısı sırasında tuttuğu çetele: “25 gazzeli öldü, 0 israilli”

66 yorum

[Flash 9 is required to listen to audio.]
7.043 Plays
Balmorhea-The Winter

kedidirokedi:

Balmorhea - The Winter

Günaydın

Nerdeyse kar başlar.
Birini düşünür gibi oluruz. Biliyorum
Ellerin de üşür. Biliyorum ama
Isıtabilirsin onları. O ateşte.
Hazırsın da. Biliyorum. Ama
Sana bir boyun atkısı gerek. Kış geldi. Turgut Uyar

24 yorum

[Flash 9 is required to listen to audio.]
337 Plays
La Femme
Télégraphe

LA FEMME

TÉLÉGRAPHE, 2010

(Kaynak: betonbabe, flirer gönderdi)

1 yorum

by yiğit özgür

Telefonumda zaman zaman beliren ”Arama başarısız oldu” ibaresi; farkında mısın bilmiyorum ama insanı öyle bi üzüyorsun ki. . Sanki ben kendim başarısız olmuşum gibi hissediyorum. halbuki telefon başarısız oldu.Ben yapacağımı yaptım, numaraları muntazam tuşladım, arama’ya bastım, ben daha ne yapayım. Ben başardım. Lütfen ama. Telefon başaramadı. ”Telefon başarısız oldu” yazarsanız oraya, her şey daha bi net olur. Muamma kalkar ortadan. Fena mı olur. Bence çok güzel olur. Her şeyi düşünüyorsunuz, bunu da düşünün bence.

©©© Her hakkı saksızdır. ©©©

-blog by agah koetsuji-

2011