(Kaynak: sairceketli, compossui gönderdi)
(Kaynak: sairceketli, compossui gönderdi)
reblogu hakettiniz kardeşim
(Kaynak: the-bullfighter)
(Kaynak: occupygezipics)
ha bi de avam kahvesi’ne gittim bugün. küçükken malatya’ya gittiğimizde kayısı kola içerdik. valla ben o tada hasret kalmıştım. sonra büyüdükçe malatya’da bile bulamaz olduk bu gazozu. geçenlerde tesadüfen birinden öğrendim beyoğlu’nda avam kahvesi diye bir yer varmış. elimde google maps, altımda biskilet, taksim taksim dolaştım zor da olsa buldum.
okulda “çöpte dostoyevski buldum” diye bir belgesel izlemiştik. sosyal bilimci bi abimiz adana’da kağıt toplayıcılığı yaparken bi şekilde istanbul’a gelen yine başka bi şekilde sarraflığa başlayan bir anadolu gencinin hayatını almış kameraya. 5buçuk yıl boyunca da çekmiş. yuuh ama. neyse işte o belgeselde hayatı anlatılan abiyi de gördüm orda.
(kayfe soğuyacak biraz içeyim)
oohhhh.
sonra gazozu içtim. tek yanlız gelen bendim :( bi yerlerde yalnış yapıyordum ama nerde :(
gazoz bitti. iki tane daha aldım attım çantaya. toplam 10buçuk lira tuttu. yuuh ama! ıan malatya’da tanesini 50 kuruşa alıyorduk.
neyse işte ordan da çıktım. taksim’den eminönü’ne inerken harika bir yokuş var. trafik de önceden tıkanmıştı. bomboş yokuşta acımadım bastım. bisikletle ulaştığım en fazla hız orda oldu galiba. süperdi yawvwvwv. neyse bunu da kapatalım. hadi bye.
düne devam. twitter berbat bir yer oldu çıktı. kahve de tek başına içilir be gardaşım. o yüzden kahveye akalım. tumblr’a yazalım. yine ağzımda sigara, kulağımda bu sefer travis’ten “sing” tekrarda. kadıköy’ün pek marjinal insanlarının arasından geçerken durayım da bi mola vereyim dedim. yalnızlık hüznü istiyorum. bi türlü hüzünlenemiyorum o başka…
ıan bu yazının devamı gelmiyo. rüzgar ilhamın önünü kapatıyo galiba. burda bitirelim hayırlısıynan.
hüzün kovan kuşunun gelip de hüzünlü şarkı yaptırması ayıptır, denmiştir
sigara içenler de gerizekalı derdim, iki günde neredeyse 1 paket bitirdim. hem de bisiklet sürerken. kulaklıkla müzik dinleyerek trafikte bisiklet sürenler gerizekalı derdim, bugün neredeyse 2 saat öyle sürdüm. ama napıyim. kanser bi çocuk var. zach sobiech. yakında öleceği kesinmiş, ölmeden önce bir elveda şarkısı yapmış. clouds. ıan ilk dinleyişimden beri süper geliyor. belki sözlerini anlamasam bu kadar sevmezdim, attım repeat’a, bıkana kadar dinleyeceğim dedim. bıkamadım. yolda hızla gidiş, ağzımın yanından sarkan sigara, bağıra bağıra şişko pişko pinpon değil bağıra bağıra clouds söyleyen bir ben. dışardan baksam gerizekalı derdim heralde. niye diyosam.
sonraa işte insanlar gördüm. tadım kaçtı. oysa tam da bohemyanın dibine vurmuştum. fight club’daki gibi döküntü bir evde tek başıma yaşıyorum. tek başına kalmak insana biraz hüzün getirmeli. ama gün içinde o kadar çok insan evladıyla görüşüyorum ki yalnızlığın tadını çıkaramıyorum. işte gece eve gelip uykudan çalarak az buz.
çayı da pek sevmem. dün gece dergiye yazı yazarken sigara+çay yaptım. bi de camı açtım soğuk havada. soğuk soğuk soğuk soğuk soğuk odalar. yoksun neye yarar. buhohohay.
karşı cinse ilgi duymayan biri tanrılaşır. çünkü karşı cinse ilgi duyan kimse bir yerde acizleşir, bir yerde karşıdakine ihtiyaç duyar. evet çocuklar nerden geldik buraya? hepimiz bi cinse ilgi duyuyoruz. o yüzden allah’ın eşi yok, benzeri yok, karşı cinsi yok.
sabahları erken uyanmayı da özledim artık. sabah hava süper oluyor. gece böyle geç yata yata neere kadar.
ya bu tumblr ne ki şimdi? niye bunları buraya yazıyom? tumblr yokken napıyodu insanlar? ya da birazdan yakacağımı bildiğim bir kağıda yazsaydım yine böyle mi yazardım? gizli bir ses ne dedi? twitter ne? oraya twit yazınca noluyo haqu?
bugün de varoluşu sorguladığımıza göre yeni konuya geçelim.
solcu bi abi siz sarhoş olmadan nasıl bu kafaya erişiyorsunuz diye sormuştu. helal. abi işte varoluşu sorguluyoruz. saçmalarken bile saçmaladığımızın farkında olduğumuzu belli etmeye çalışıyoruz ki dışlanmayakh. sie. varoluş ne bi kere? ya hiçbir şey yaratılmadıysa? ya her şey zaten vardıysa? ya zaman diye bi şey yoksa? ya hepimiz şimdide yaşıyorsak?
şş evladım fazla düşünme böyle şeyleri. ok.
ben kaçar
behlül misali dağlarda
Düş Sokağı Sakinleri / Hüzün Kovan Kuşu
(Kaynak: youtube.com)
sing olm
biz üçken
boğazda hep vapurlar gemiler motorlar tekneler falan var. o yüzden hep dalga var. boğaz ve dalgaları özdeşleşmiş artık. o ne demekse. ama sis olduğu zaman deniz üzerinde seferler iptal ediliyor. dolayısıyla dalga da oluşmuyor. ama fotoğraf çekelim desek sis bunu engelliyor. işte o yüzden tam sis kalkarken boğazın çarşaf gibi halinin fotoğrafı çekilmeli. güzel olur.
bi de bu adamı gördüm bugün. tek başına küçücük teknesiyle dolaşıyor boğazda. sonra ben niye onun gibi yapmıyorum la diye düşündüm. ve sanırım tekne almaya karar verdim :s